Resim

INGRES’DEN MATİSSE’E: BÜYÜK ODALIK’IN DÖNÜŞÜMÜ

Oryantalist 21. yüzyıl resimleri

 ‘’Şark, Avrupa’nın sadece komşusu değildir; Avrupa’nın en büyük, en zengin, en eski sömürgelerinin mekanı, uygarlıkları ile dillerinin kaynağı, kültürel rakibi, en derin, en sık yinelenen Öteki imgelerinden biridir. Aynca, Şark, onun karşıt imgesi, düşüncesi, kimliği, deneyimi olarak Avrupa’nın (ya da Batı’nın) tanımlanmasına yardımcı olmuştur.’’

                                                  (Edward Said – Şarkiyatçılık Giriş Bölümü Syf:11)

 Batı’nın kendi yargılarıyla Doğu hakkındaki görüşleri, tahayyülleri olarak tanımlanan oryantalizm… Başlangıcına bakacak olursak ‘’1704 – 1717 yıllarında, Binbir Gece Masalları’nın basılmasıdır. Doğu’ya seyahat Avrupalı (Batılı erkek) için keşfetmek, hayal kurmak anlamına gelmekteydi. Doğu edebiyata, resme ve müziğe konu oldu ve Batı’da Doğu hakkında kolektif bir bilinç oluştu.’’ diye anlatır Murat Taşar (syf:154)

 Oryantalizm Batı’nın kendi yargılarıyla Doğu hakkındaki görüşleri ve tahayyülleri iken, Oryantalist Şark hakkında inceleme yapanlara denmektedir. Bu kavram ilk kez Edward Said tarafından eleştirilmiş, incelemeye alınmıştır.

 19. yüzyıla doğru Doğu, ressamlar arasında merak uyandıran birçok imgeyi içinde barındıran bir yer haline gelmiştir. Sanayi devrimiyle ulaşımın kolaylaşması ressamların da seyahat edebilmesi rahatlığını getirmiştir. Oryantalist ressamların bazıları yerinde bazıları ise atölyelerinde okuduklarından etkilenerek yaptıkları çalışmalarla sanat tarihinde yeni bir dönem başlatmışlardır. 

19. yüzyıl ortalarından itibaren bu sanatsal pratik, edebiyattan müziğe, opera ve tiyatrodan mimarlığa birçok alana yayılıp çeşitlilik kazanmıştır. Aynı süreçte kavram tüm bu alanlardaki yapıtların konu ettiği ve Batı’nın “koloni”leştirdiği coğrafyaya ve oradaki toplumlara ilişkin araştırmaları, “Doğu uzmanlığı”nı ve uzmanlarını kapsar hale gelmiştir.* 

Oryantalizm ve kadın imgeleri 

‘’Kadın kendi başına çıplak değildir. Seyircinin onu gördüğü biçimde çıplaktır.’’

                                                            (John Berger – Görme Biçimleri Syf: 50)

Resimde kadın imgesi izleyicinin -çoğu zaman erkeğin- onu nasıl gördüğü, görmek istediğiyle alakalı bir durumdur. Seyahatleri sırasında Batılıya ”yasak” olan Doğulu kadınlar, onların dünyasında haremde hamamda gizli saklı arzu nesnelerine dönüşmüştür. ‘’Tipik görsel temsil sıkça örtü, sakal ve başörtüsü gibi ötekinin görünüşü ile alakalıdır; tipik oryantalist mekân haremdir, yasak arzuların yeridir, aynı zamanda harem vücudun ve ruhun tembelliğinin (miskinliğinin / uyuşukluğunun) de yeridir.’’ der ve ekler Murat Taşar  ‘’Batılının Doğulu kadına nüfuz etmesinin önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkan Peçe, Doğu’nun yeniden oluşturulma sürecinde, Doğulu Müslüman kadının en mahrem olduğu mekânda (haremde) kaldırılmıştır.’’ 

Dişil imge bazı zamanlar kendisini izleyene her zaman açık, şehvetli bir bakış sunar şekilde tasvir edilir.

 İmge yani kadın artık gizlenen, karşı taraftan kaçan değil Batılı için de bir arzu nesnesi haline bürünmüştür. Peçe kalkmış haremin içine girilmiş ve hayalindeki tüm detaylar tuvale aktarılmıştır. 

 John Berger bu durumu  bu resimlerin hepsinde resme konu olan şeyin (kadının) bir seyirci tarafından seyredildiğinin farkında olduğunu ve sevgilisiyle resmedilen kadının yüzünün her halükarda seyirciye dönük olmasını erkekliğin şişirilmesiyle açıklar. izleyici olan erkek resimde sevgilisiyle olan kadının şehvetli bakışını ve kadını elde etmiştir. Artık o kadının sahibi konumuna yükselmiş ve gururunu okşayan bu hareketle eril toplumsal normlarda kabul gören yerini almıştır.

  Oryantalist resimlerdeki kadın imgelerine bakacak olursak ressama yasak olan, egzotik Doğu’nun kadınlarının tasvirleri genellikle onları sadece bir metadan ibaret görmeden öteye gidememiştir. Bu tüm sanat tarihinde karşılaştığımız temel bir sorun olarak karşımıza çıkar. Ressam Doğulu kadının harem gibi bir yerde yaşamasının kapalılığının verdiği heyecan ve onları özgürlüklerine ulaştırma isteği arasında sıkışmıştır.

Henri Matisse, Oryantalizm ve Büyük Odalık

 ‘’1912 yılında Fas’ı ziyaret eden Matisse’e Müslümanlar poz vermemiş, ressam, Delacroix’nın yaptığı gibi model olarak hayat kadınlarını ve Yahudi modelleri kullanmıştır.’’

        (M. Murat Taşar -Batı’nın Kendi Kimliğini İnşa Sürecinde Öteki Olarak Doğulu Kadın ve Harem Syf:169)

Jean Auguste Dominique Ingres

La Grande Odalisque

1814 

Tuval üzeri yağlıboya

88.9 cm × 162.56 cm

Louvre Müzesi, Paris

Henri Matisse

Pink Nude

1935

66 x 92 cm

Walters Sanat Müzesi, ABD

‘’20. yüzyılın başlarında Henri Matisse önderliğinde yeni bir akım doğdu. fovizm, klasik sanat anlayışına bir tepki olarak doğan Louis Vauxcelles’in adlandırılmasıyla kendine bir isim buldu. vahşi yaratıklar anlamına gelmektedir. Fovist olarak nitelendirilen resimlerin başlıca özelliği ise, son derece parlak ve zıt renklerin ‘anti-naturalist’ kullanımıdır’’ **

 Henri Matisse’in doğu toplumlarına yabancı olmaması, gezip gördüğü, yaşadığı Doğu toplumlarının etkileri sanatında yeni bir anlayış geliştirmesine yardımcı olmuştur. Bulunduğu yerlerden yaptığı çizimler, onu 19. yüzyıl oryantalist ressamlarının birçoğundan da ayırmıştır. Gözlemleri sonucu, içinde yaşayarak resimlerini  detaylandırılmıştır. Pink Nude resminde, mavi tonlardaki çiniler, (daha çok fayans) pembe teniyle adeta hamamda uzanan bu kadının tasviri ve tam ortada bakış açımızın odağında olan (bir vazo gibi duran objenin) oryantalist bir tabloda sıklıkla karşılaştığımız genellikle ten renkleri koyu olan yardımcılardan birinin  tasvirini görmekteyiz. Kadının bedenin duruşu, deformasyonu bize Büyük Odalık resmini anımsatmaktayken, renklerdeki canlılık ve zıtlık ise gerçek bir fovist resime baktığımızı anlatmakta. 

ALINTI

* Zeki Coşkun, Oryantalizm, Edward Said ve sanat tarihinde değişimler

** Ahu Antmen, 20. yüzyıl batı sanatında akımlar

KAYNAKÇA

Zeki Coşkun, Oryantalizm, Edward Said ve sanat tarihinde değişimler

Ahu Antmen, 20. yüzyıl batı sanatında akımlar

M. Murat Taşar, Batı’nın Kendi Kimliğini İnşa Sürecinde Öteki Olarak Doğulu Kadın ve Harem 

John Berger, Görme biçimleri

Edward W. Said, Şarkiyatçılık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir